çingene sokağa aşıktır, ama sokak pişmanlığı affetmez..
sadece siyah kalem çeker kahverengi gözlerine.. ne pulluk, ne allık ne de başka birşey sürer yüzüne.. her gün güneş doğarken kalkar, ilk iş saçlarını tarar. kömür gibi karadır saçları, beline dökülür hafiften.. teni de saçları gibi karadır çingene kızının.. ama tenine, saçlarına inat pek bir renklidir giydikleri.. allı güllü elbiseleri çıkarmaz hiç üzerinden.. yaz kış boncuklu, pullu terlikleri ayağındadır hep.. bir de kemanı vardır elinden düşürmediği. zaman zaman efgarlanır, efgarlanınca da başlar nagmelere çingene kızı..
bakışı gülüşü sahteden degildir, bir güldü mü yüreğinizi ısıtır bu kara kız.. yalnız, ömrü sokaklarda geçtiğinden olacak ağzı biraz bozuktur. biri ağır bir laf söyleyecek olsa, hemen küfreder. yanına kimin ne niyetle yaklaştığını iyi bilir çingene kızı, bilir de ona göre davranır insanlara..
herkes gibi bir yürek taşır içinde.. herkes kadar da aşıktır çingene kızı. vaktiyle bu sokaklarda genç bir adamı sevmiştir. adam her gün iki kez geçer bu yoldan. çingene kızı hiç kaçırmaz adamın geçişini.. ama adam onu bir kez olsun farketmez. gel zaman git zaman kız artık dayanamaz bu fark edilmeyişe ve orda olduğunu göstermek ister adama.. günlerce uğraşır ve adını hiç birzaman bilmediği notalardan bir "ezgi" hazırlar kemanıyla.. "ezgi" aşkı anlatacaktır, aşkına.. ve bir gün gelir, kendini de ezgisini de hazır hisseder. tüm gün yolda adamın geçeceği saatin gelmesini bekler. saat gelmiştir ama adam gözükmez. çingene kızı pes etmez, yarın sabah nasılsa geçecektir adam.. sabaha kadar bekler çingene kızı, gece cok zor gecer.. ama sabah oldugunda adam yine yoktur.. bu kez de akşam gelir diye umut eder ama gelmez adam bir türlü. çingene kızı umudunu kaybetmeden bekler, günlerce.. bir gün adam geçer o sokaktan ama omuzlar üzerinde giden bir tabut içinde.. çingene kızı tabutun üzerinde adamın resmini gördüğünde ne yapacagını şaşaırır. ne üzülebilir, ne de şaşırabilir. o günden sonra aklını yititrir..
bu sokağı mesken tutmuştur, o günden sonra.. köşedeki parkta yatıp kalkar. tüm gün sokagın bir ucundan diğer ucuna dolanır, durur.. gözlerinde, saclarında hep bir hüzün taşır.. bu sokaklarda kemanıyla "ezgi" sini çalıp, durur çingene kızı..
buralarda herkes sever çingene kızının ezgisini.. "ezgi" si hüzün yüklüdür, "söylenmemişlikler" yüklüdür tıpkı kahverengi gözleri ve kömür saçları gibi..
&&&
bazen çok geçtir. söylemek, anlatmak için çok geçtir. ve "geç olmak" , "geç kalmak" her zaman biraz "pişmanlık" yaşır. ve "pişmanlık" her zaman canımızı yakar.




